ana sayfa Güncel Haberler Gökal Belediyesi Fotoğraf Galerimiz Kasabamız Güldere Pazarı İletişim
ömer DUMAN
Kadir DUMAN
Nezir DUMAN
Latif ÖZDEMİR
Veysel ARSLAN

Kasabamız

İL:TOKAT
İLÇE:ERBAA
BELDE:GÖKAL
NÜFUS:4910

                                       Gökal Belediye Başkanı:OSMAN AKBULUT
                             30/03/2009         
 Mesleği:ZİRAAT TEKNİKERİ
Doğum Yılı:
Eğitimi:ÜNİVERSİTE
 
-------------------------------------------------------------------------------------------                                            

                   Değerli ziyaretçilerimiz…                                            06/01/09

                   Sizinle paylaşmak istediğim bir yazı var. Bu yazı e-mail olarak geldi ve ismini vermek istemeyen, köyümüzün bağrından, eğitimli, vizyon sahibi, kişiliği oturmuş bir arkadaşımız yazmış, sizinle paylaşmak istedim… Notunu siz verin.  Gerçekten derdini  iyi anlatmış bir arkadaşımız. Böyle fikirleri bekliyoruz, sitemizde her zaman  yayınlamaya hazırım. Onlarca mail geliyor ama hep eleştiriye yönelik.                   

 

                    Ben eleştiriden çok fikirleri almak istiyorum siz ziyaretçilerimizden. Tabiî ki bizim de paylaşmak istediğimiz fikirlerimiz var ama yavaş yavaş bunları da yayınlayacağız sitemizden. Fikir ve düşüncelerimiz sadece köyümüz ve köyümüzde yaşayan halkımızın geleceği içindir. Yaşanabilir GÖKAL içindir…

                    Saygılarımla…  

                                                                                                          Reşit AKBULUT

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

 

                  ‘’Öncelikle selam ve dualarla başlamak istiyorum yazıma herkese rahmet sağlık ve mutluluklar diliyorum.

                    Her gecen gün bizim ömrümüzden bir gün ve ölüme bir adım daha yaklaşmış oluyoruz geçtiğimiz yıla baktığımızda geride neler bıraktık neler yaşadık sevinçler mutluluklar ama önümüzdeki yıla daha yeni başladık ve nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.  Ömrümüz olursa şunu biliyoruz ki önümüzde bir seçim var ve bu secim yerel bir secim... Yani verdiğimiz oyun partiye değil de gerçek ten hakkıyla çalışan kişilere vermemiz gerektiğini düşünerek vermemiz gerekir.  Aldığını halkı için harcamasını bilen hizmetini kendinden önce halkına ulaştırma düşüncesinde olan kişilere vermemiz gerektiğini herkesin bu bilinçte olmasını bekliyorum bende bir halk olarak...

                   Biz başımızdaki yöneticilerimizden fazla bir şey istemiyoruz. Sadece geleni halkına ulaştırsın yeterlidir... Aslında yazılacak anlatacak o kadar çok şeyler var ki bunların hepsini halkımızda biliyor neyse kardeşler ben fazla yazmamaya sıkmamaya çalışmak istedim sizler ve en iyi kararı verecek kişilersiniz kimse kendi menfaatini düşünerek oy vermesin önce kasabamız sonra halkımız... İşini hakkı için ve halkı için yapan kişilere… Selam ve dualar…’’

 
--------------------------------------------------------------------------------
 
Değerli ziyaretçilerimiz;

Bu yazıyı bir site de buldum çok güzel yazmış yazan, paylaşmak istedim, umarım siz de seveceksiniz.                                                          

                                                                                    14/01/2009 20.00

-- MEMLEKETİM NABER--

………………………………………………………………………………………………

Canım ülkemi ne çok özlemişim yahu. Valla.
:)))

                 
Yağmurun yağmasıyla kaldırımı olmayan memlekette yürümesini, bastığım her kırık taş parçasından paçalarıma, pantolonuma, ayakkabıma çamurlu sular fışkırmasını ne çok özlemişim yahu. Anlatamam.
              Gavuristanda yeni bir ayakkabı aldın mı giy 5 sene. ayakkabı değil sanki karı alıyoz. Adam aynı ayakkabıyı giymekten sıkılıyor caaanım. Taşa bayıra koşuyorum ayakkabıyı eskisin diye diyeceğim ama taş bayır yok memlekette. Durumun vehametini varın siz düşünün.
              Halbuki memleketim ne güzel. İki ayda bir sıfır ayakkabı almak çocukluk dönemlerinde alınan bayram ayakkabısı hatıralarına dönmek halbuki ne güzelmiş. Özlemişim memleketimi.
              Canım söferlerini özledim memleketimin. Takside sigara içmek yasak olduğu için sigarasını elini camdan sallayarak içen şöförlerini özlemişim memleketimin. Gavuristanın sokaklarında araba var mı yok mu belli değil Allah sizi inandırsın. Hepsi susturucu takılmış gibi. Birtek yola yaklaştığınızda yanınızdan geçen arabaların vııınn vııın sesini duyuyorsunuz o kadar. Halbuki bizde hem sürücüyü hem yayaları uyaran ve ikaz eden havalı kornaları özlemişim. Elini kornasından çekemeyen doğuştan usta söförlerimızi özlemişim.
              Gavistanda koymuşlar bir demir makina gelen giden para atıp giriyor içeri. Ulaşım metroylaymış. Peh. San kim bir poh var onda. Halbuki paralı halk otobüslerini özlemişim ben. Muavinle yolcunun yaka paça gözlerimin önünde yumruklaşırkenki o Türklere has sıcakkanlılığını özlemişim ben.
              Kaldırım olmadığı için yoldan giden yaya otobüs şöförünün bindirmesini, otobüsün bindirdiği vatandaşın taksiye atlayıp otobüsün önünü kesmesini, muavinin bindirilen vatandaşa kafa göz dalmasını, tam karakol önünde cereyan eden bu olaya 6-7 polisin uzaktan bakmasını, gülmesini, bu sırada yerlerde yuvarlanarak kavga eden vatandaşların arasından yer bulup işine gücüne gitmeye calışan vatandaşlarımızı cok mu cok özlemişim ben. Gözlerim yaşararak izledim hasret giderdim.
              Başkent Ankara’da ve dünya şehri sularda evlere sırtta taşınan ne düğü belirsiz sularla su servisi yapılmasını, musluk sularından çamur akmasını, bu çamurlu suyunda arada sırada boyum çapımdaki boruları tıkayarak su kesintisine sebebiyet vermesini özlemişim ben.
              Neymiş efendim gâvurun musluğundan pet şişedeki sudan daha kaliteli ve temiz su akıyormuş. Onu dedemde yapar be anam. Bağlarsın mis gibi kaynak suyunu şehir hattına bizimde şehir hattımızdan tertemiz su akar. Maharet bunu yapabilmek değil ki.
               Neymiş efendim sıcak ve soğuk su evlerde beleşmiş. akıt akıta bildiğin kadar. San kim bir maharet bu. Sadece israf valla. Sıkıyorsa sen musluktan akıttığın çamurlu suyu fahiş fiyattan vatandaşa temiz su diye satmayı becer de yönetici pazarlamacı göreyim bende. Naaaaber?
               Resmi bir kurumdan kıytırık bir evrak almak için sırada beklemeyi özlemişim. Anasından uyanık doğanların -Dur sen kerizsin ben senin yerini alayım- diye seyden çıkmış şey gibi canımı sıkmasını bu dangalakların hep beni bulmasını acayip özlemişim valla. -Buyur kardeşim senin işin çok önemli benim evde canım sıkıldı o yüzden buraya kalabalığa geldim al sıram senin olsun- dediğimde andaval andaval bana bakışını özlemişim.
               Dandik bir telefon hattı almak için 20 kez gidip gelmeyi o dandik hattın açılması için 20 gün neyi beklediğimi bilmeden beklemeyi özlemişim.
               Bankalarda 5-6 işlem bankosundan sadece ikisinin açık olmasını, birisinin kağnı gibi çalışmasını, iş arkadaşları ile laklak yapmasını, iş yerinde çay içmesini, diger bankonunda vatandaşın değilde bankanın işini yapmasını ama süs diye vatandaşa yutturmak için bakın burada da çalışan var demek için konu mankeni olarak bankoya konulmasını, ben dövizimi bozdurana kadar dövizimin 50 de bir deger deger kaybetmesini özlemişim.
               Gavuristanda koymuslar her bankoya bir memur şakır şakır iş yapıyorlar. Adımını bankaya atıp çıkman bir oluyor. Ulan dur bir bankaya bakalım yahu. Dur bir tavanda kaç lamba var kaplamalar neden yapılmış işçilik nasıl renk uyumu nasıl bir bakalım yahu. Gavurlarda öyle değil. Bankaya girdin mi adamı kovar gibi işini yapıp hemen banka dışına şutluyorlar. Sanırsın bankayı soymaya geldik arkadaş.
                Köyümü özlemişim. Başkent Ankarada elektirikler kesilince mum ışısında oturduğumda köyümü özlediğimi anladım. Hey gidi günler. Ne güzel günlerdi o günler. Köyümüzde elektirikte yoktu. Gaz lambası ışığı altında her işimizi yapardık. Büyükler masal anlatır saat dokuzda tavuklar gibi yatar karga pokunu yemedende uyanırdık. Başkent Ankarada sene 2008 de elektirikler kesilince köyümü özlediğimi anımsadım.
                Yok efendim gavuristanda sene 1976 dan beri bir dakikalık elektirik kesintisi olmamışmış bu kesinti oluncada çok şaşırmış dumur olmuşlarmış. Peh. Sankim maharet 30 yıl boyunca bir dakikalık elektirik kesintisinin olmaması. Sıkıyorsa sen gel benim memleketimede aynı elektirigi bir saat içinde hem yap hem boz. Hemde bunu günde 24 saat tekrarla. Sıkar o biraz. Naberrr.
                O yüzden canım meleketimi özledim ben.
                Resmi devlet dairelerin kimkime dumduma olmasını özlemişim. Halbuki gavur dikmiş kapıya bir adam herkese ne işin nasıl yapılacağını neyin nerede yapılacağını tek tek kafa ütüleye ütüleye anlatıyor. Sağında solunda kalemler, kağıtlar, evraklar dolu dağıttıkça dağıtıyor. İsraf caaaanım. Ben o evrakın bana söylenilen internet sitesinde bulamamayı sonra gidip baska biryerden cüzzzzi bir miktar karşılığı almayı özlemişim. Kalem için kavga cıkartılmasını benimdi senindi çok yazdın mürekkebini bitirdin diye göze ve g... sey göze sokulmasını özlemişim halbuki. Gavur israfkar caaanım. Postanın k.ç.na iki satır adres yazacaksın diye sana kalem hediye ediyor. Manyak bunlar. Manyak olmayan ülkemi özledim ben.
                 Resmi dsaireye verdiğim resmi dilekçeme sıra numarası verilmemesini özledim ben. Gavurun internetten yapılan her resmi işleminde vatandaşa bir evrak numarası vermesinden gına gelmişti zaten.
                 Halkımın dizi hastası olmasını özlemişim. Köle ısavura dan sonra Türk dizilerine sardıran halkımın bunlarla yatıp bunlarla kalkmasını özlemişim. Dizini ilk yarısında reklam girince sakal traşımı bitirebilmeyi ikinci reklam arasında duşumu bitirebilmeyi üçüncü reklam arasında yemeğimi bitirebilmeyi dördüncü reklam arasında tavlada babaya beş sıfır yenilmeyi özlemişim.
                 Kibrit ile kiprit arasındaki farkı anlayamayan canım vatandaşlarımın REKLAM ARASINDA konulan dizileri nasıl olurda şakır anladığını nasıl olurda 35 diziyi ve karakterlerini birbirine karıstırmadığını görüp buna hayret etmeyi özlemişim.
                 Elin gavuruda artizlik olsun diye evine televizyon almıyormuş. Neymiş efendim kitap okuyup müzik dinliyorlarmış. Geeeçcen efendim. Neredeyse beni bile tongaya düşürüyorlardı. Allah sizi inandırsın evime tivi aldım bir sene boyunca açmayı unutmuşum. Allahtan arkadaşa bırakırken aç bakalım çalışıyormu dedi de tivi açıp izlemişliğim oldu gavuristanda.
               

                  Canım ülkem benim.
                 O kadar çok özlemişim ki anlatamam.
                 Yaşayıp özlemlerim depreştikçe yeni özlemlerde buluşmak dileği ile.
                                                                        Sevgiler.
sabriaras - 25/KAS/2008 02:50

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

DUYARLI VATANDAŞ OLMAK   01/04/2009

          Bizler, tarihten gelen gelenek ve inancımızla milletler arasında en köklü ve duyarlı millet olarak biliniriz. Ancak son zamanlarda bu gelenek ve inancımızı (üzülerek ifade edeyim ki)  maalesef  kaybetmiş bulunuyoruz. Tarih vermek istemiyorum. Ancak yakın bir tarihte bazı inanç ve duygularımız, bazı olayların etkisiyle zaafa uğradı. Geleneklerimiz      ve inancımız yerini manevi ve ulusal çıkarlar  yerine; şahsi çıkarlar ve maddiyata bıraktı. Bazı dilbilgisi terimleri yerini başka dilbilgisi terimlerine bıraktı. Örneğin; biz yerine ben, toplum yerine fert, hayır yerine reklâm ve gösterişe dayanan yardım kampanyaları gibi.

         Sevgili insanlar; Hemen aklımıza bir soru takılıyor; bize neler oluyor? Bu Millet, Bu asil millet nereye gitti. Gitti de yerine başka insanlar mı geldi? Yok. gidip gelen yok. Yozlaşan duygular, bencilleşen insanlar, neme lazımcılık bizi bu günlere getirdi. Dün ‘’komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’’sözüne sarılanlar, bugün sadece ramazan ayını bekleyerek, sanki yıl; bir aydan ibaretmiş gibi davranıyorlar. Devletin malına beylik malı diye sahip çıkıp sarılanlar, bugün bende biraz nemalanayım diye can atıyorlar. Dün ihtiyacı olmayan bir malı kendisine verilse bile almayanlar, bu gün falan benden daha zengin, o alıyor da ben alınca mı kıyamet kopuyor? Diye savunuyor suçluluğunu. Dün bir ticaret malını paketlerken altını üstünü bir yapanlar, bu gün altını bir çeşit, üstünü bir başka çeşit yaparak,herkes böyle yapıyor diye savunuyor suçluluğunu. Dün alnından ter dökerek çoluna, çocuğuna helâl lokma götürenler, bu gün kimse çalışmıyor ki ben çalışayım diye savunuyor suçluluğunu. Dün askerliği nereye çıkarsa koşarak gidenler, bu gün çocuklarını torpille başka yerlere, hatta sakat raporu alarak bir de devletten maaş bağlatanlar. Hangi birini sayayım hanımlar, beyler. Nereden tutsak orası kopuyor.

Bu asil milletin değerli üyeleri; bu böyle gitmez. Böyle gitse bile uzun süre gidemez. Bu güzel vatan çirkin duygularla kirlenmiş bu kadar insanı taşıyamaz. Vatan cefakâr ve fedakâr insanların omzunda yaşar ve yücelir.  Bu ahlâki yoksulluk ve fukaralığa, içten ve dıştan musallat olan hainleri de eklersek, işimizin çok daha zor olduğunu sizler de benim kadar üzülerek anlıyorsunuzdur.

         Çok cefakâr ve fedakâr Anadolu insanı, Allah bizi bu memlekete bütün zor olan işleri başarmak için gönderdi.’’Ekmek elden, su gölden’’ deyip yan gelip yatmak için göndermedi. Bu durumdan mutlaka bir çıkış yolu vardır. Bu yol da çok uzaklarda değil şuracıkta, vicdanımızın tam içindedir. Elimizi vicdanımıza koyalım, lütfen biraz insanca düşünelim.

Kendi bastığımız dalı değil, altındaki ağacı kesiyoruz. Gelecek nesle bırakacak neyimiz kaldı? Bırak gelecek nesli,  yarına umutla bakacak neyimiz var ki.

Bir milletin yaşattığı hasletler yok ediliyor, bir milletin geleceği yoksulluk ve fakirliğe sürükleniyor. Bu devletin geleceği, fırsat kollayan haçlı zihniyetinin insafına ipotek ediliyor. Biz halen aynı teraneyi çalmaya devam ediyoruz. ‘’Bir ben ne yapabilirim ki’’.

Hayır. Bir sen değilsin benim iki gözüm kardeşim. Hep birlikte biz, hepimiz bir yerlerden, bu günden, bu saat ve bu dakikadan itibaren hemen başlamalıyız. Önce devlete ait mallara kendi malımız gibi sahip çıkmalıyız. Yanlış işlerle uğraşanları çekip bir kenara kırmadan, dökmeden doğruları anlayacağı dilden nezaket ve görgü kuralları içinde anlatmalıyız. Yanlış işler yapanlar bizim dalkavukluğumuzdan cesaret alarak, daha büyük yanlışlıklara kalkışmaktadır. Gel bu fırsatı onlara vermeyelim. Bunun için de dürüstlük ve davranışlarda ilk örnek biz olalım. İlk adımı atan biz olalım. Güzel ve doğru işlerde en başta ve en önde gidelim. Kim ne derse desin aklın yolu birdir. Hep ilk adımı başkalarından beklemeyelim.

Bunu niçin mi yapalım? Yarın bizleri hayır dua ile anacak çocuklarımız için ve hatta torunlarımız için yapalım. Çanakkale’de, Doğubayazıt’ta, Yemen’de, Viyana’da, Kosova’da, kısacası bizim için bu topraklarda canını feda edip yatan şehitlere layık olmak için yapalım. Bunlar da yetmiyorsa önce kendimiz için yapalım.

                                                                              Kadir DUMAN
                                                                               ÖĞRETMEN



.
Bize Yazin
Adiniz*
Email Adresiniz*
Web Siteniz
Baslik*
Mesajiniz*






.


ana sayfa Güncel Haberler Gökal Belediyesi Fotoğraf Galerimiz Kasabamız Güldere Pazarı İletişim


Sitemizi bugün 94 kullanici ziyaret etmistir.